İSTANBUL FİLM FESTİVALİ’NİN YÖNETMENİ

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda  Film Festivali Yönetmenliği  görevini yürüten Azize Tan bize NDS anılarını ve okulumuzun meslek hayatına etkilerini sıcak bir söyleşi ile aktarıyor…

1996 da İstanbul Film Festivali’nde altyazı koordinatörü olarak çalışma-ya başlayan Azize Tan, 2000-2002 yılları arasında İstanbul Film Festivali Koordinatörlüğü, 2003-2006 yılları arası

İstanbul Film Festivali Yönetmen Yardımcılığı görevlerini yapmıştır.  Ayrıca 5, 6 ve 7. İstanbul Bienalleri’nde de koordinatör olarak çalışmıştır. Notre Dame de Sion’daki hayatınızdan kısaca söz edebilir misiniz?

Notre Dame de Sion kişiliğimizin oturduğu en önemli dönemimizin geçtiği, çocukluktan yetişkinliğe adım attığımız yer. Ben biraz geç olgunlaştığım için bu 8 yılı biraz da oyun gibi gördüm. İlk başladığımda adapte olmam biraz zor oldu. Hatta bir kış günü  Sœur Monique üzerimdeki çizgili kazağı üniformamıza uymadığı için aldığında buna çok içerlemiştim. Ama sonra en zor zamanlarımda dahi gidip Sœur Monique’ten yardım isteyebileceğimi de gördüm. 20. Yıl anı diploması töreninde Sœur Monique’in yıllar sonra hiç değişmemiş olduğunu ve hepimizle ne kadar gurur duyduğunu söylerken gözlerindeki pırıltıyı görmek çok güzeldi.

Sizce Notre Dame de Sion, mezunlarına ne gibi katkılar sağlıyor? Aldığınız eğitimin profesyonel hayatınıza bir etkisi oldu mu?

Notre Dame de Sion’un hayatıma büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Aldığım bu eğitim sayesinde düşünmeyi, sorgulamayı ve merak etmeyi öğrendim, edebiyata olan ilgim gelişti. Kendi ayaklarımın üzerinde durmanın önemini kavradım. Bir kız okulunda okumanın getirdiği bazı artılar da oldu. Kadınların hakim olduğu bir ortamda bir kadın olarak her şeyi başarabileceğinizi görüyorsunuz. Benim dönemimde her iki müdürümüz de kadındı: Sœur Isa-belle ve Gönül Hanım. İş hayatımda da benden yaşça büyük ya da küçük Dame de Sion’lularla karşılaşmak ve çok farklı alanlarda başarıyla çalıştıklarını görmek beni mutlu ediyor. Bizim dönemimizde daha da katı olan disiplinine rağmen ben Dame de Sion’da en çok her türlü özgürlüğün önemini kavradım.

Soeur Monique dışında hocalarınızdan başka kimler aklınızda kaldı?

Edebiyat öğretmenimiz Akif Bey ve Türkçe öğretmenimiz Ayten Hanım’ın yeri başkadır. Özellikle son zamanlarda Türkçe’nin ne kadar yanlış kullanıldığını görünce Ayten Hanım’ı sık sık sevgiyle anıyorum. Üniversitede lisans konum da çeviri olduğu için, Türkçe’yi doğru kullanmanın yabancı bir dili iyi bilmekten bile daha önemli olduğunu gördüm. Kendinizi ana dilinizde iyi ifade edemeden yabancı bir dilde ifade etmeniz de zor.

Sinema sektörü özellikle Türkiye’de oldukça zor bir meslek.. Bu mesleği nasıl seçtiniz?

Ben hobisini meslek haline getiren şanslı insanlardanım. Lise ve üniver-site yıllarında film festivalini yakından takip ederdim. Üniversitede Mütercim Tercümanlık bölümüne girince, film-lere Türkçe altyazı yapmak için başvuruda bulundum. Bu sayede hem filmleri ücretsiz izleme şansına sahip olacak, hem de eğitimini aldığım konuda kendimi geliştirecektim. Üniversite 2. sınıftan beri İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda çalışıyorum ve film izlemek hâlâ beni çok mutlu ediyor. Festivali de hâlâ bir sinemasever gözüyle hazırlamaya çalışıyorum.

Gelecekle ilgili farklı projeleriniz var mı? Gelecek yıllarda festival dışında film yapımıyla ilgili çalışmak istiyorum.

Yeni mezun olan Sionlular’a sinema sektörü ile ilgili önerileriniz nelerdir?

Sinema sektörü son yıllarda büyük bir hareketlilik yaşıyor ama ABD örneğinde olduğu gibi bir sektör haline gelebilmiş değil ne yazık ki. Bu nedenle çalışanların sosyal hakları ve çalışma koşullarıyla ilgili aksaklıklar devam ediyor. Türkiye’de de son dönemde çok sayıda sinema okulu açıldı. Buradan mezun olanların hepsi için sinema sektöründe kendine yer bulmak kolay değil. Pek çoğu televizyon ve reklam sektörüne kayıyor. Sinema da dahil herhangi bir konuya aşkla ilgi duyuyorsanız o konunun üzerine mutlaka gitmelisiniz. İmkânlar da bundan 10 ya da 15 yıl öncesine oranla çok daha iyi. İlgi duyanlar, sinema eğitimine üniversitede başlamadan once, kısa film derneklerine üye olup ilk denemelerini gerçekleştirebilir. Dijital teknolojideki gelişmeler bu anlamda maliyetlerin de çok düşmesine yol açtı. Böylece hemen herkes kendi filmini çekme şansına sahip artık. Ayrıca sinemaya ilgi duyuyorsanız film üzerine yazılar yazmak da bu anlamda başka bir yol olabilir.

 

Pin It on Pinterest

Lütfen sayfayı yenileyiniz.